Diline hâkim ol

Hamd Allah'a mahsustur. Salât ve selâm Allah'ın elçisine ve onun yolundan gidenlere olsun.

Yüce Allah mealen, ‘İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında hazır bir gözetleyici bulunmasın’ buyurur. Bir mecliste söylediğimiz sözü veya öfke anında yazdığımız yorumu çabucak unutabiliriz; fakat o, Allah katında kaybolmaz. Zamanımızda söz ne kadar hızlı! Kalbi ve dili koruyacak bir duruşa ne kadar ihtiyacımız var! [1]

Ukbe bin Âmir, Allah ondan razı olsun, Allah'ın elçisine ‘Kurtuluş nedir?’ diye sordu. Peygamberimiz anlam olarak şöyle buyurdu: ‘Diline hâkim ol, evin sana geniş gelsin ve hatana ağla.’ Bu üç öğüt bizi düzeltebileceğimiz alana döndürür: Sözümüze, sığındığımız yuvaya ve günahlarımızla ilişkimize. Kazanç, başarı ve tanınma sorularının arasında bu soruya ihtiyacımız var: Kalbimi bozan ve başkasına zarar veren şeylerden nasıl korunurum? [2]

‘Diline hâkim ol.’ Telefon her birimize küçük bir kürsü verdi. Bir anda onlarca kişiye mesaj gönderebiliriz. Bundan eğitim, merhamet ve ıslah doğabilir. Ama masumu yaralayan bir söylenti veya anlaşmazlığı büyüten bir söz de çıkabilir. Göndermenin kolaylığı, gönderdiğimizin emanetini hafifletmez. Haberi çok kişinin aktarması onu doğru yapmaz.

Her habere yorum yapar, her tartışmaya katılırız. Susmayı eksiklik gördüğümüz için bilmediğimiz konuda konuşabiliriz. Oysa ‘Bilmiyorum’ demen güvenilirliğini korur. Her konuda insanların senin görüşünü bilmesi gerekmez. İhtiyacın olanı öğrenmen, bildiğini bilgin ölçüsünde söylemen ve uzmanlık gerektiren işi uzmanına bırakman yeterlidir.

Peygamberimiz anlam olarak, ‘Allah'a ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya sussun’ buyurmuştur. Hadis faydalı söze kapı açar: Hak şahitliği, nasihat, teselli ve mazlumu savunmak. Dili korumayı görevden kaçma mazeretine dönüştürmeyiz. Sözün konusunda, biçiminde ve zamanında hayrı ararız. [3]

Çok konuşmanın tehlikelerinden biri, sözün işin yerini almasıdır. Cami, aile ve gençler için uzun uzun öneriler konuşuruz; sonra tek bir öneriyi taşıyacak el bulunmaz. Faydalı görüş kendi başına da iyilik olabilir. Fakat bir kısmımız görüşünün yanına bir saat gönüllülük, bir telefon görüşmesi veya belirli bir görev ekleyebilir. Her şeyi yapmamız gerekmez. Ama gerçekten ne yapabileceğimizi soralım.

Gelen tepkiler sözünü sertleştirmeye teşvik edebilir. Sert cümlenin cevap çektiğini görür, benzerlerini tekrar edersin. Sonunda takipçilerin hoşnutluğu, söylediğinin doğruluğundan önemli hâle gelir. Kalbindeki bu değişimi izle. Belki tartışmayı biraz kapatıp yazdığını, sanki biri sana veya ailene söylemiş gibi okumalısın. Üslûbunu kabul eder miydin? Karşı taraf bunca incitmenin arkasından nasihatini anlayabilir mi? Dili korumak, hakka kalbe girebileceği bir ifade seçmeyi de kapsar.

Bir sözü yayımlamadan önce biraz dur: Doğru olduğunu biliyor muyum? Yayımlamakta fayda var mı? İnsanların onurunu koruyor muyum? Bu kısa duruş uzun bir zararı önleyebilir. Hata ettiysen cesaret, onu yayımladığın yerde düzeltmek, haksızlık yaptığın kişiden özür dilemek ve sonraki sefer dilini nasıl koruyacağını öğrenmektir.

Ardından Peygamberimiz, anlam olarak, ‘Evin sana geniş gelsin’ buyurur. Öğüdün anlamlarından biri, kişinin kötülük ve fitne ortamlarına karışmak yerine evinde huzur bulması; gereksiz dışarı çıkış ve sözden dinini korumasıdır. Bugün ihtiyaç duyduğumuz uygulamalarından biri, ekranlar yoluyla evimize gireni düzeltmektir. Beden evde olabilir; kalp ise dünyanın bütün tartışmalarının içinde yaşar.

Döndüğümüz evin bakıma ihtiyacı vardır. İçinde çok sayıda rahatlık aracı olabilir; fakat ev halkı birlikte oturmayı ve dinlenilmeyi özler. Yorgun döneriz; herkes ekranını açar. Bir çocuğu neyin düşündürdüğünü, eşimizin canını neyin yaktığını öğrenmeden günler geçer. Eve, az da olsa, gerçekten orada olduğumuz bir vakit verelim. Telefonu bırakıp hakkıyla dinleyelim.

Bu öğüdü akrabaları ziyaret etmeyi, çalışmayı veya insanlara hizmeti bırakmak diye anlamayalım. Faydalı beraberliğin hakkı vardır; evin de hakkı vardır. Hayra çıkar, kalplerimizi koruyana sığınırız. Bizi sürekli gıybete döndüren veya günahı kolaylaştıran arkadaşlık ve meclislerden kaçınırız. Yalnız şikâyet etmekle kalmayıp kurabileceğimiz iyi alternatifi sorarız.

Avrupa'daki evlerimizde diller, randevular, dersler ve işler üst üste gelir. Bizi birleştiren ortak bir alan kurmaya ihtiyacımız var. Kısa bir okuma, çocukların günü hakkında sohbet veya birlikte yediğimiz bir yemek olabilir. Çocuğu hatalarından sorgulamaya başlamayız. Ona konuşabilmesini sağlayacak güven veririz. Dinin merhametini, anne babasının yakınlığını bu alanda görür.

Sonra Peygamberimiz, anlam olarak, ‘Hatana ağla’ buyurur. Burada bakış insanların hatalarından kendi sorumluluğumuza döner. Herkesin eksiğini bilip kaybettiğimiz bir hakkı veya söylediğimiz sert sözü unutabiliriz. Nefsi hesaba çekmek tövbeyi uyandırır. Kendimizi daha kötü gördüğümüz kişilerle kıyaslayarak ürettiğimiz aldatıcı iyilik duygusunu engeller.

Faydalı pişmanlık, dönüşe ve düzeltmeye götürendir. Allah'tan bağışlanma ister, günahı bırakır, ona dönmemeye karar verir ve insanların haklarını yerine getiririz. Tövbenin samimiyetini yalnız gözyaşıyla ölçmeyiz. İnsanın kalbi yumuşar, dönüşü samimi olur; gözleri yaşarmayabilir. Asıl olan, Rabbinden hayâ eden ve O'nun rahmetini uman kalbin diri kalmasıdır.

Hesaba çekmek, sürekli kendimize hiçbir işe yaramadığımızı söyleyip yerimizde kalmak değildir. Hatanın adını açıkça koy. Yakındaki sebebini ara. Bırakmana yardım edecek şeyi seç. Gıybet meclisinde zayıf düşen, konuyu değiştirir veya izin isteyip ayrılır. Öfkeyle yaralayıcı olan, konuşmadan önce nasıl duracağını öğrenir. Bütün bunlarda Allah'tan yardım isteriz. Kalplerin samimi çabaya ihtiyacı olduğu kadar Rabbinin desteğine de ihtiyacı vardır.

Kendimizi düzeltmek, gördüğümüz zulme karşı çıkmaya veya başkasına gereken nasihati vermeye engel değildir. İkisini birleştiririz: Gücümüz yeteni düzeltir, bilgi ve adaletle konuşuruz. Dünyanın bozulmasını anlatmayı yakınımızdaki kusurumuzu örten perde yapmayız. Belki ilk düzeltme, uzaklaştığımız bir akrabaya ulaşmak, bir parayı iade etmek veya evde alıştığımız bir alayı durdurmaktır.

Bugün açık bir davranışla çıkalım: Yayımlamaktan vazgeçtiğimiz incitici bir mesaj, ailemizi dinlediğimiz bir vakit veya samimi tövbe ettiğimiz bir günah. Bu kapılardan ihtiyacına en yakınını seç, onunla başla ve ardından devam et. Kurtuluşu Allah'tan ister; hayrı koruyan bir dil, özen gösterdiğimiz bir ev ve kendini hesaba çeken bir kalple ona doğru yürürüz.

Allah'ım! Dillerimizi, kalplerimizi ve evlerimizi düzelt. Seni anmaya, Sana şükretmeye ve Sana güzel kulluk etmeye yardım et. Hatalarımızı bağışla. Bizi hayrı söyleyip uygulayan, hata ettiğinde Sana dönenlerden eyle.

Kaynaklar
[1] Kâf suresi, 50:18.
[2] Tirmizî, Sünen, hadis 2406. Tirmizî: ‘Hasen hadistir’ demiştir.
[3] Buhârî, Sahîh, hadis 6018.
